Artık kısa pantolonlu çocukları Gençlik parkına götürmüyorlar Ve anneler trafik lambalarında köylü değiller o kadar Locadaki farelerden bile kemirgen Gişeci kadın nur sinemasında En sevdiğim karate filmi Tek kollu kahramanımızdı vang yu Ve ondan çok kollu doğmuştu bruce lee Ki genç yaşta kaybettik kendisini
....... BİRTEK KOKUDUR GEÇMEYEN ZAMANLA HER DUYULDUĞUNDA BİRAZ DAHA KESKİNLEŞEN
O zaman amerikan arabaları bizim evin önünde Dolmuş eylerken caddeyi Ümit besen de film yapar niye yapmasın ki furyadır bu Ama seyretmek suça giriyor canım annem Zaten bu yumurtalı sandöviçlerle Kesin kovarlar bizi ki Korkarım her şiire konuk olacak Mahur bir otlupeynir kokusu süreyya sinemasında Mübarekler pikniğe gelmişler Hayır benim kokoş teyzem Mübarekler hakkari’ den gelmişler
Okul bitimlerinde çamsakızı ağlamalar yok artık Filiz beni unutma ki hakkari Unutulmaya müsait bir yerdir Mektup yaz yoksa çok kurak geçecek bu yaz Hep saklayacağım hatıra defterime yazdığın Yazının yanındaki kan damlayan kalbi Seni seviyorum filiz Yemin et! bak vallahi!
Yok artık bu kendini şaşırmış Kendi edasını kendisi bozan cümleler
Niyazi’nin kısalığı uzunların problemi Aynı zekanın sırasında oturuyoruz Bozkırımın çilli çocuğuyla avukat oldu sonra Kimin neresine değer bu nostaljik kırıntılar Herkesin sandık odası kendine gizemli Ama kolejli çocuklar nasıl sevişiyor Ve kızlar yine kolejli onlarda ve taş gibi Bu kız varya insanın sevgilisi olsa Uyku tutmaz adamı Ama rüyasında başka bir lavuğa vermesin hesabı Yükseliş’in tuvaletinde kız resmen düşük yapmış Tabii fevzi de yok Hepimizin bayıla bayıla yuttuğu Kolejli çocuk yalanlarını söylesin Ona kalsa artık sevişmese de olur Bütün okulu getirip götürmüşlüğü var Düzliseliliğimize cintonik içiyoruz Paralı palavralarıyla fevzi’nin Kolejliden darbe yeme işi ilerideymiş O zaman bilmiyoruz tabii
......... Ah pınar! diye girmeli o sokağa Ey kalçası kendinden güzel kendinden bağımsız insan O kotu giyiyorsun ya senin değil Bizim üstümüze Yapışıyor Ki levis o zamanherkeste yok Biz yerli malı dandik kotu Çamaşır suyuyla amerikanlaştırıyoruz o devir ve Bir konvers almışım elden düşme ağlaya sızlaya Babaannem hiçbir marka bilmiyor Bu pırtıkları mı aldın diyebiliyor konversim hakkında Ve bir de filiz vermiş pınar’ın annesi bak sen Ve kader ve songül ve nazire Ve şu anda adını sayamadığımız Diyarbakır mantalitesinin kız çocukları Yakantop en erotik eğlencedir bize
Ah be melike geçme burdan çekirdek çitleye çitleye Biliyorsun fena oluyor yakan topun Ateşli kısmı sen gelince Annesi kuaför ya deli ediyor melike mahalleninistediği zaman fön çekemeyen kızlarını
SENİN GİBİ GÜZELİNİ BİR DAHA GÖREMEYECEĞİMİ BİLSEM NE ARTİSTİ BE KAPINA MENTEŞE OLURUM
Biliyorum aradan yirmi yıl geçti Bilmiyorum hangi manasız adamlarla seviştin Biliyorum çok geç oldu kalkacağız bu dünyadan Ama seni seviyorum melike Bu şiire biryerde rastlarsan mutlaka beni ara
Başak dediğin dünyanın en genç orospusu Sokaktan geçen saçının arkası uzun çocuğu kesiyor Benim elimi tutarken ki orta ikide henüz Ben lise birdeyim ki saçlarımı ortadan ayırmaya Cesaretim yok daha Seni seviyorum diyor yalandan Vallahi bak diye and veriyor sahtekar Ve sahtekarlık benim küçük aşüfteme o kadar yakışıyor Ve ben kadınların sahtekarlıklarına inanmaya Öyle erken bir yaşta başlıyorum ki Biliyorum gülücüğünde tüm erkeklere yer var Başak’ın
Ama gel gör ki ben o zaman Böyle entelektüel bakmıyorum hadiseye Tabii diyorum oğlu sende Bu burun olduğu müddetçe Ve skoda bacak durumun düzelmedikçe ki Herşeyin ameliyatı var bunun yok Hiçbir kızı tümüyle çıplak göremeyeceksin Peki saçlarımı ortadan ayırsam? Gitmez olum manyaklaşma senin kafan üçgen O vakit doğumgünü partisi yapmaktır tek çare ki Bu sene benim üçüncü doğuşum olacak bu Ota boka parti veriyoruz dans ederken ilhan Bir bacağını sabit tutacaksın akabinde tak Bacağın kızın iki bacağı arasına sızıyor iyi mi Önce müzük eye of the tiger yeni çıkmış Ve bittabii sade kola içiliyor o zaman kızlarla Ortamda içki varsa zaten büyük hadise Daha kabız zamanlarımız o zaman, o da şundan Hani pederden gizli tuvalette sigara içmeler sırasında E malum tuvaleti frost oluyor Sigara zayi olmasın sebebi o soğukta Uzayan tuvalet seansları kabız etti netice Peki hep mi tuvalet ihtiyacı İclal yengenin yemekli gecelerinde Az ye hayvan gören de Seni evde aç bırakıyoruz zanneder Ama bu börek değil be kardeşim başka bir şey Ecevit diyor naif amcam bu işi götürür kadrosu var Demirel’in yok mu Koskoca demokrat parti tecrübesi var Ecevit erbakan’la işe girerse sonu olur bence Ben onu demiyorum kardeşim diyor necdet amcam ki O ağbeysine kardeşim dediğine göre kesin hır çıkacak ............... Yok artık o rakı sofralarındaki Umutlu umutsuzluk Hep parayı buldun bulamadın muhabbeti şimdiki
Sülün abla senin kıymetini o astsubay bimez Perdenin aralığında görmedi ki seni Evlendiniz sen de lök diye soyundun Kostüm zorlama ışık berbat Hiçbirşey sahiden olmuyor Ama bizim filmimiz öylemiydi seninle Yatardık sotaya pencerenin önüne Ürpertir soğuk gece şehvet neyse işte Senin odanın ışığı yanar Nasıl çapkın yüzlük bir ampul İlk gülme efekti belirir gecede Hemen susturulur kıkırdayan bizzat gece tarafından Bir an kaybolur odanın kırsalında Oyalanırsın on saniye kadar Derken bir dönersin ki bizim perde aralığına Allahım sutyen katına! Ve sülün bir beyaz sutyendirergenlik çağımın adı Hani senin assubayın görmediği bile Hani o gerdek karanlığında alelacele çıkarıp Yastığın altına tıkıştırdığın Ben sende kadın meselesini sevdim biliyor musun Şimdi bırak bu ayakları diyeceksin Ama samimi söylüyorum Senden öğrendim tenimde kadın ne iş yaparmış Eyvah dedim ben şimdi hep bundan isterim Eteği de mi çıkardın Yokcanım bu kadarına dayanmaz Uzayan sokağın abazanları İşte düşleri de gerçeği de öldürecek kadar soluk Ve bir son yazısı kadar sevimsiz gecelik Örttü meselenin üstünü. Yani demem o ki sülün ablam Biz bilirdik kıymetini Assubaya verdiler o başka
Bir fiyakayla geldiler seni istemeye O zaman sıteyşın reno yeni çıkmış Bagaj kısmında çocuk taşımak marifet o zaman İşte besili papyonlu bir yeğeni oraya çıkarmışlar Sen de bizim arabanın kafa sallayan köpeği ol misali
Gittin netice Sıteyşın bir kederle Bir daha ne senin kıymetin bilinir Ne de biz yatabiliriz herhangibir kimseyle Senin beyaz sutyenin olmadan...
Yok artık kaldırımlarda çekirdek çitleyip Ayıp şeyler konuşan mahalle çocukları Teknoloji diyorlar bilgisayar internet şu bu Eğer geçmemişsen İnteraktif bir kahve muhabbetinin eleğinden Senden bibok olmaz açık söyleyeyim Yalanı yüzde görmek gözde tanımak dolanı Diye bir şey vardı ki çetleşmelerde bulunmaz Yok artı subayevlerinin Salkım tadında dizilmiş bahçelerinden Gül çalan varoş romantikleri Kurutup karşılıksız aşklarına vandallayan Çağla çalmaya gider mi insan babasıyla Tam dallas’ın oynadığı saatte ki o saatte Apartmanı götürsen kimsenin ruhu duymuyor Eee kolay mı olum lusi’ye rey amcası kaymış Gerçi o sıra amcası olduğunu bilmiyor muş Ama olsun netice değişmez Islak çağlalar cepleri nemlendiriyor ya Nasıl bahar oluyor anlatamam Veya kırmızıyla daha dün tanışmış bir kiraz tanesinin Ki cennetin afişi bir gün yapılacaksa Mutlaka bu kiraz tanesi de bulunmalıdır Ağza getirdiği bayram sabahı ekşiliği Ben seni denedim demiştin ya yeter mi sana Hala utanırım hatırladıkça Hani kendi kirazlarım dururken Senden istemiştim de hani....neyse utandım yine.
Yok artık golf sahası ki Kalın duvar dikenli tel ardından izliyoruz Elin amerikalısının bizim mahalledeki golf maçını Tam yirmi yıl golf sahasının kıyısında oturdu ama Golfün nasıl oynandığını hala bilmez mahalleli Bazan aralardan kaçak sızmalar yapardık Hani gelincik toplama hesabına
VE ANCAK BENİM ÜLKEMDE KOVALAR ÇOCUKLARI BEKÇİLER ÇİÇEK TOPLUYORLAR DİYE...
hele bir de golf topu bulduk mu tamamdır lan oğlum bu topla ne oynuyor bu kerizler
sonra kaldırdılar dikenli telleri açıldı halkımın parkı halkıma ama bir daha asla gelincik bitmedi orada bu da kıssamızın acıklı hissesi bizde faiz yok hata payı veriyoruz...
......................... HERKES KATİL OLDU SONUNDA OYSA BİR ARA BAZILARI KAHRAMANDI.
Kim sallar bu kağıt yokluğunda Çok bölümü tuvalet kağıdına yazılmış şeyleri Çünkü akasyalar da yok artık Nasıl açardı bir orospunun Orasını burasını açması gibi Bahardan önce gelip baharı çekiştirir gibi
Akasyalar Yazlık sinemasında ömrümün Afişi olmalıdır çocukluk bölümünün Zaten iyi insan bir sevdiği artisti unutmaz Bir de akasyaları Eğer ki çocukluğuna açmışsa Yenir de o biliyorsun Ondan sonra ne zaman bir kız elini tutsa Hatırlarsın tadını
Neyse geç oldu ağbiyciğim Şimdilik bırakalım İstersen bırakma kağıt bitti zaten Ama ömür bu hep yazmaya sebep Nasılsa devam edeceğiz Yazmaya. Yaşamaya.
Umutlar tükendi artık derkeennn Çok uzak diyarlardan Bir ışık doğdu günlerime Işığa doğru yürürken Masallar ülkesinde buldum kendimi Yağmur ardı gökkuşakları Kalplere sığmayacak mutluluklar Satırlara sığmayacak sevinçler Ve daha masalsı birçok şey...
Büyü bozulacak diye korkarken Asıl sevinç, asıl ışığım Karşıma çıktı... Masalımdaki kahraman karşımdaydı Durdum bakakaldım Sustum, korktum.. Hissedebileceğim ne varsa hissettim Ve sonra elimi tuttu Masallar yavan kaldı o an Zaman durdu olmayan zamanda olmayan anda Bir aşk filiz verdi...
YAPABİLİR MİSİN? Gidip de aslında gitmediğin Duyup da aslında duymadığın Tadıp da aslında tatmadığın Hayatlar var mı düşüncenin bir köşesinde?
Gitmeyip de, iyi ki de gitmemişim Söylemeyip, de iyi ki de söylememişim Yaşamayıp da, iyi ki de yaşamamışım Diyerek kendini kandırdın mı?
İtiraf etmeye hazır mısın? Gitmeye, söylemeye, yaşamaya Var mı cesaretin? Kendini kandırmaktan vazgeçer misin? Girdiğin o küçük odadan çıkabilir misin? Yaşamak istediklerini yaşayabilir misin? Sıkıldın değil mi –misin, -mısın Yapamam diye haykıramıyorsun Çünkü istiyorsun, ama dedim ya Var mı cesaretin, var mı?
Hiç anlayamadık birbirimizi Anlaşamadık, anlatamadık kendimizi, Zaten kim anlamış ki bizleri Benciliz, egoistiz Aslında hepimiz aynıyız Bazen katlanıyoruz birbirimize Bazen dayanılmaz oluyoruz Kaçamıyoruz birbirimizden Kaçacak yerimiz yok çünkü Birlikte olmak, birlikte yaşamak ZORUNDAYIZ.... Eskiden olsa, sıkıştığım anda Şu lanet hayata bir rest çekip Hayattaki rolümü terk edip Çekip gitmek isterdim... Artık yaşarken ölmek Daha mantıklı geliyor Dayanıyorum, katlanıyorum bizlere Bizi sevmeye çalışıyorum Ama ne olursa olsun Hala bu hayatı sevemiyorum! Ne sizi, ne kendimi, ne de hayatı Bir türlü sevemiyorum Yapamıyorum işte, sevemiyorum Bildiğim bir şey var Sevdiğim tek bir varlık var bu dünyada O da Kalemim...
Karanlık bir oda düşleyin Kapı yok, pencere yok Sadece, tavandaki bir çatlaktan Sızan incecik bir güneş ışığı Belli belirsiz.. Elinizde bir ayna kendinizi Görmeye çalışın, deneyin Göremiyorsunuz değil mi? Peki düşünün o zaman s Siz kimsiniz? Benim dediğiniz insan gerçekte kim? Kendinizle yüzleşin.. Yaptıklarınız, yapamadıklarınız Hatalarınız, doğrularınız Düşünün kırdığınız kalpleri ya da Mutlu ettiğiniz insanları Evet cevaplarınızı duyabiliyorum Peki sorarım size pişman mısınız? Ya da hazır mısınız özür dilemeye? Hazır mısınız kırdığınız kalpleri iyileştirmeye? Ya da en kötüsü cesaretiniz var mı?
AİTLİK Dünya, sen ve ben Uyumlu bir üçgen değiliz unutma! Ben dünyaya aidim sana değil Sen kime aitsin bilmiyorum ama Bana ait olmadığını çok iyi biliyorum!
Her insan özgür doğar unutma! Kimseye muhtaç olmak zorunda değilsin Kendini bir başka faniye Endekslemek zorunda da değilsin Özgürsün sen, özgür doğdun Sakın ama sakın unutma!
Elbette seveceksin, aşık olacaksın Ama ona sevgini vereceksin Aşkını vereceksin, kendini değil Benliğini değil!
İnsanları seveceksin, doğayı seveceksin Ama hiçbir şeyi sahiplenmeyeceksin Dünya ne senin, ne benim Ne de bir başkasının Dünya hepimizin Önce paylaşmayı öğreneceksin Dünyayı, duygularını, yemeğini paylaşacaksın Ama kendini paylaştırmayacaksın! Sen sana aitsin, dünyaya aitsin Sen dünyanın bir parçasısın Bir yap-boz misali hepimiz bir parçayız Tek parça eksik olursa bu yap-boz tamamlanamaz Eksik kalır hayatlar, eksik kalırız...
SORULAR Nerdeyiz, hiç sordun mu kendine? Üzerinde yürüdüğümüz, koştuğumuz Yaşam denilen faaliyeti sürdürdüğümüz Yer neresi? Ya da neden buradayız? Bunca insan, bunca yaşam Bu farklılık, üzüntü, mutluluk... Nereden geldik, nereye gidiyoruz Yaşam kaynağımız nerede Acılar, sevinçler kısa süreli mutluluklar Para hırsı, kariyer savaşı Evlilik telaşı... Sebep nedir? Hiç sordun mu kendine? Sadece mutluluk varken neden hüzün? Neden çekilen acılar? Bizi yaradan varsa, Neden, özürlü çocuklar? Neden huzurlu ölüm yerine, acılı ölümler.... REYHAN AYDIN
Muhtaç olduğum bir yaşam var hayallerimde Uzansam tutacağım bir ışık huzmesi kadar yakın, Uzanamadığımda ise venüs kadar uzak Muhtacım ben o hayale Beni ayakta tutan, yaşama bağlayan O hayale muhtacım ben Uzanayım koşayım diyorum Olmuyor... Korkuyorum çünkü... Muhtaç olduğum bir yaşam var hayallerimde Dedim ya, aslında o kadar yakın ki! Ama olmuyor işte hep engel, hep engeller.. Zaman parmak aralarımdan kayıp gidiyor, Tutamıyorum, dururamıyorum Sadece bakıyorum.. Boşa giden, yiten zamanlara ağlıyorum, Koşamıyorum, tutamıyorum Lanet olsun yapamıyorum Ama : Muhtaç olduğum bir yaşam var hayallerimde Bu lanet dünyaya veda etmeden Yaşayacağım bir yaşam var hayallerimde...