3/4/2007 - ÇİÇEKÇİ KADIN
Sokaktayım, yalnız başına ağır adımlarla yürüyorum. Sakin bir gün, her zaman ki gibi insanlar oraya buraya koşturuyor. Yürüyorum, insanlara bakıyorum mutlu mutsuz sanki tüm dünya burada gibi, birden gözüme çiçekçi bir kadın takılıyor. Yanına doğru ilerliyorum. Sepetteki çiçekler o kadar güzel ki kadınla tam bir zıtlık içinde... Gözlerine bakıyorum, derin bir üzüntü var sanki, ağlamaklı, kederli biraz da garip... Merak ediyorum sepetten bir gül alıp soruyorum: -Neyiniz var? İyi misiniz? Kadın susuyor, konuşmuyor. Birden ağlamaya başlıyor. Şaşırmadım bekliyordum. Onun cevap vermeyeceğini anlayarak, yanına oturuyorum. Gülümsetmeliyim diye düşünüyorum. Bu güzel günde herkes gülmeli, en azından tebessüm etmeli. Elimdeki gülü O’na uzatarak konuşmaya başlıyorum: -Bak şu güle nasıl da açmış, nasıl da kırmızı karanlığa, kötülüğe inat bir güzelliği var. Bak gül bile gülümsüyor güne. Sadece gül değil, bak ben bile gülüyorum yaşadığım onca acıya, onca kedere rağmen deli gibi gülüyorum. Baharın habercisi dallardaki çiçekler, kırlardaki papatyalar. Benim gülümseyişim mutluluğumun habercisi... Belki nedenim yok gülmek için, ben onun beni bulmasını beklemek yerine, gidip kendim arıyorum yollarda sokaklarda... Aslında şu an seni kıskanıyorum. Garip değil mi? Evet, aslında garip sana gül derken ağlamanı ağlayışını kıskanıyorum.. Keşke ben de durup, durup ağlayabilseydim. O zaman daha hafif olurdum, gülerken gözlerim yalan söylemez, onlarda gülerdi. Belki kafanı şişiriyorum şu an, belki kalkıp gitmeye yeltensem, tutacaksın kolumdan gitme, anlat, konuşmana ihtiyacım var diyecek gözlerin. Sana kendinden bahset demiyorum, neden ağlıyorsun diye sormuyorum, sadece kendini dinle diyorum. Bir neden bulmaya çalış, çaba sarf et. Bir çocuğun gülüşü olsun bazen seni gülümseten, bazen de sepetindeki güllerin güzelliği... Dedim ya sana bir neden bul kendine, keder gözyaşları akıtma boş yere. Boş ver deli desinler, kaçık desinler. Sen onlara inat kocaman gülümse... Hayat bizi bir kez alıyor kollarına bir kez yaşam hakkı sunuyor, bu hakkını sonuna kadar kullan, yaşıyor olmak için yaşama! Yaşamı, hayatı iliklerinde, kalbinde hisset. Bırak aksın,dolaşsın damarlarında sihirli bir iksir gibi... Hayat, şu yalan dünyadaki tek mucizemiz, tek dayanağımız. Dayan hayata, öyle ya da böyle o taşır seni sonuna dek. Gülümse, kahkahalarını esirgeme hayattan. Bir kahkaha at, ömrün beş dakika uzasın, sonra bir kahkaha daha, daha, daha.... Sonsuza dek gözyaşı dökemezsin, yapamazsın ki! Bu hayatın boyunca soğan doğramaya benzer. Düşünsene ne cilt kalır, ne güzellik. Kim bilir gençliğinde ne kadar güzeldin. Hayat seni nasıl bu hale getirebildi? Nasıl kıydı güzelliğine, nasıl kıydın güzelliğine? Hiç mi bakmadın etrafına, sen bir insandan önce bir kadınsın, kadınlar kendilerini güzel hissettikçe hayatları da güzelleşir. Kendileriyle ilgilendikçe, farkında olmadan hayatlarıyla da ilgilenirler. Kendilerini güzelleştirirken hayatlarını da güzelleştirirler. İlla pahalı kıyafetler değildir, kadını güzel gösteren. Basma bir etek-bluz, biraz allık, saça bir fırça tarak sadece üç dakika! Hadi bakalım geç aynanın karşısına, nasıl buldun kendini? Güzel değil mi? Şimdi son noktasını koy güzelliğinin, gülümse kendine, sadece kendine! Kendin için bak aynaya... Şimdi dünyanın en güzel kadını sensin... Sil artık göz yaşlarını, kendin için gülümse... REYHAN AYDIN
|